Op. Dr. Emrah Topbaş

Prostat Kanseri Ameliyatı Ankara

Prostat Kanseri Ameliyatı

Prostat kanseri ameliyatı, uygun hastalarda prostat bezinin kanserli dokuyla birlikte tamamen çıkarılmasını amaçlayan ve tıbbi olarak radikal prostatektomi adı verilen cerrahi tedavidir. Ankara'da prostat kanseri ameliyatı araştıran bir hasta için asıl önemli konu yalnızca ameliyatın açık, laparoskopik veya robot yardımlı yapılması değildir.

Prostat Kanseri Ameliyatı Ankara

Öncelikle kanserin gerçekten cerrahi gerektirip gerektirmediği, hastalığın prostatla sınırlı olup olmadığı, tümörün risk grubu, cerrahi sırasında sinirlerin korunup korunamayacağı ve lenf nodlarının çıkarılmasının gerekli olup olmadığı belirlenmelidir.

Günümüzde prostat kanserinde her hastaya ameliyat önerilmez. Düşük riskli bazı prostat kanserlerinde aktif izlem daha doğru olabilirken; uygun orta riskli, yüksek riskli ve seçilmiş lokal ileri hastalarda radikal prostatektomi önemli bir tedavi seçeneğidir.

Bu nedenle “Prostat kanseri teşhisi aldım, ameliyat olmalı mıyım?” sorusunun cevabı yalnızca PSA değerine veya biyopsi sonucunda kanser çıkmasına göre verilmemelidir.

Ankara'da prostat kanseri ameliyatı için yapılan değerlendirmede PSA, prostat MR'ı, biyopsi sonucu, Gleason skoru / ISUP Grade Group, klinik evre, gerekli hastalarda PSMA PET/BT bulguları, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve yaşam beklentisi birlikte değerlendirilmelidir.

Prostat Kanseri Ameliyatı Kimlere Yapılır?

Radikal prostatektominin amacı prostatta bulunan kanserli dokuyu tamamen çıkarmaktır. Bu nedenle ameliyat en çok kanserin prostat içerisinde veya cerrahi olarak tedavi edilebilir çevre dokularda bulunduğu hastalarda gündeme gelir. Ancak prostat kanserinin yalnızca “erken evre” veya “ileri evre” şeklinde sınıflandırılması günümüzde yeterli değildir.

Tedavi kararında PSA düzeyi, biyopsideki ISUP Grade Group, tümörün prostat içerisindeki yaygınlığı, MR bulguları ve klinik evre kullanılarak hastanın düşük, orta veya yüksek riskli grupta olup olmadığı değerlendirilir.

Düşük riskli prostat kanserinde, özellikle yaşam beklentisi uzun ve hastalık özellikleri uygun olan birçok erkekte ilk seçenek aktif izlem olabilir. Bu hastalarda hemen ameliyat yapmak gereksiz tedaviye ve ameliyatın idrar kontrolü veya cinsel fonksiyon gibi yan etkilerine maruz kalmaya neden olabilir.

Buna karşılık uygun orta riskli hastalarda radikal prostatektomi önemli tedavi seçeneklerinden biridir. Yüksek riskli lokalize prostat kanserinde de cerrahi seçilmiş hastalarda uygulanabilir; ancak bu gruptaki hastaların ameliyat sonrasında radyoterapi veya hormonal tedavi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyabileceği baştan konuşulmalıdır.

EAU kılavuzları düşük riskli prostat kanserinde aktif izlemi standart yaklaşımlardan biri olarak kabul ederken, uygun orta riskli hastalarda radikal prostatektomiyi güçlü bir tedavi seçeneği olarak değerlendirmektedir. Lokal ileri hastalıkta ise cerrahi seçilmiş hastalarda multimodal tedavinin bir parçası olarak düşünülebilir.

Ankara'da Prostat Kanseri Ameliyatı Kararı Nasıl Verilir?

Ankara'da prostat kanseri ameliyatı için başvuran bir hastada ilk soru “Robotik mi, laparoskopik mi?” olmamalıdır.

İlk sorular şunlardır:

Kanserin gerçek risk grubu nedir? Hastalık prostat dışına çıkmış olabilir mi? Ameliyat bu hasta için kanser kontrolü açısından gerçekten avantaj sağlayacak mı?

Bu sorular yanıtlanmadan cerrahi yöntem seçmek doğru değildir.

Biyopsi raporunda yalnızca “prostat adenokarsinomu” yazması yeterli değildir. Kaç biyopsi korunda tümör bulunduğu, tümörün yüzdesi, Gleason paterni, ISUP Grade Group, MR'daki lezyonların yeri ve kapsülle ilişkisi değerlendirilmelidir.

Özellikle prostat kapsülüne, seminal veziküllere veya nörovasküler demetlere yakın tümörlerde cerrahi plan değişebilir.

Ayrıca hastanın yaşı tek başına ameliyat kararını belirlemez. Genel sağlık durumu, kalp ve akciğer hastalıkları, mevcut idrar kontrolü, ameliyat öncesi sertleşme fonksiyonu ve beklenen yaşam süresi birlikte dikkate alınmalıdır.

Prostat Kanseri Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Prostat kanseri ameliyatının tıbbi adı radikal prostatektomidir. Ameliyat sırasında yalnızca prostatın iç kısmı alınmaz. Bu yönüyle iyi huylu prostat büyümesi için yapılan HoLEP, TUR-P veya diğer prostat küçültme ameliyatlarından tamamen farklıdır. Radikal prostatektomide prostat bezinin tamamı ve çoğunlukla seminal veziküller çıkarılır. Hastanın lenf nodu tutulumu açısından yeterli riski varsa aynı operasyon sırasında pelvik lenf nodu diseksiyonu da yapılabilir.

Prostat çıkarıldıktan sonra mesane boynu ile üretra yeniden birleştirilir. Bu bağlantıya vezikoüretral anastomoz adı verilir.

İyileşme döneminde anastomozun korunması ve idrarın mesaneden rahat şekilde boşaltılması için üretral kateter yerleştirilir.

Bu nedenle radikal prostatektomi, yalnızca “prostatın alınması” değil; kanserli organın çıkarılması, gerekli lenfatik evrelemenin yapılması ve idrar yolunun yeniden oluşturulmasını içeren rekonstrüktif bir kanser cerrahisidir.

Prostat Kanseri Ameliyatı

Açık, Laparoskopik ve Robotik Prostat Kanseri Ameliyatı Arasındaki Fark Nedir?

Radikal prostatektomi açık, klasik laparoskopik veya robot yardımlı laparoskopik yöntemlerle yapılabilir.

Açık radikal prostatektomide alt karından yapılan kesiyle cerrahi alana ulaşılır.

Laparoskopik radikal prostatektomide ise birkaç küçük kesiden kamera ve uzun cerrahi aletlerle işlem gerçekleştirilir.

Robot yardımlı radikal prostatektomide operasyonu robotun kendisi yapmaz. Cerrah konsoldan robotik sistemi kontrol eder ve cerrahi hareketler robotik kollara aktarılır. Ankara Üniversitesi'nin güncel robotik cerrahi bilgilendirmesinde de robotik operasyonun cerrah tarafından gerçekleştirildiği özellikle belirtilmektedir.

Robotik veya laparoskopik cerrahinin açık cerrahiye göre daha küçük kesiler, daha düşük kan kaybı ve bazı perioperatif avantajları olabilir. Ancak “robotik cerrahi kullanılırsa kanser kesin daha iyi temizlenir veya sertleşme ve idrar tutma mutlaka korunur” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.

EAU'nun güncel verileri robot yardımlı radikal prostatektominin bazı perioperatif komplikasyonlarda avantaj gösterebildiğini, ancak uzun dönem idrar kontrolü ve erektil fonksiyon açısından açık ve robotik tekniklerin sonuçlarının bazı karşılaştırmalı çalışmalarda birbirine yakın olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle cerrahi yöntem seçilirken yalnızca teknolojinin adı değil, cerrahın kullandığı teknikteki deneyimi, hastanın anatomisi ve tümörün özellikleri dikkate alınmalıdır.

Prostat Kanseri Ameliyatı Ankara

Laparoskopik Prostat Kanseri Ameliyatı Ankara

Laparoskopik radikal prostatektomi, prostat kanserinin kapalı yöntemle cerrahi tedavisidir.

Operasyon sırasında karın bölgesindeki küçük kesilerden kamera ve laparoskopik cerrahi aletler yerleştirilir. Kamera sayesinde pelvis içerisindeki prostat, mesane boynu, seminal veziküller, üretra ve nörovasküler yapılar büyütülmüş görüntü altında değerlendirilebilir.

Laparoskopik yaklaşımın açık cerrahiye kıyasla küçük kesiler, daha düşük kan kaybı ve ameliyat sonrası daha hızlı fiziksel toparlanma gibi avantajları olabilir.

Ancak prostat kanseri cerrahisinde başarı yalnızca kesilerin küçük olmasıyla ölçülmez.

Cerrahi başarı açısından tümörün güvenli cerrahi sınırlarla çıkarılması, gerektiğinde doğru lenf nodu diseksiyonunun yapılması, uygun hastada nörovasküler yapıların korunması ve mesane-üretra bağlantısının güvenli şekilde oluşturulması daha önemlidir.

Sinir Koruyucu Prostat Kanseri Ameliyatı Nedir?

Prostatın iki yanında ereksiyon fonksiyonunda önemli rol oynayan nörovasküler demetler bulunur.

Radikal prostatektomi sırasında tümörün yeri ve yaygınlığı uygunsa bu sinir demetlerinden biri veya her ikisi korunabilir. Buna sinir koruyucu radikal prostatektomi adı verilir.

Ancak sinir koruma her hasta için mümkün değildir.

Özellikle MR, biyopsi ve klinik değerlendirme tümörün nörovasküler demete yakın olduğunu veya prostat kapsülünün dışına taşmış olabileceğini düşündürüyorsa kanser kontrolü sinir korumadan daha öncelikli olabilir.

EAU'nun 2026 hasta bilgilendirme materyalinde de sinir koruyucu cerrahinin uygun hastalarda idrar kontrolü ve ereksiyonla ilişkili fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceği, ancak kanser sinirlere yakınsa bu yapıların güvenli onkolojik cerrahi için çıkarılması gerekebileceği belirtilmektedir.

Dolayısıyla “sinirler mutlaka korunmalıdır” yaklaşımı doğru değildir.

Doğru yaklaşım, sinirlerin onkolojik olarak güvenliyse korunmasıdır.

Prostat Kanseri Ameliyatında Lenf Nodları Neden Alınır?

Her prostat kanseri ameliyatında lenf nodlarının çıkarılması gerekmez.

Lenf nodu diseksiyonunun gerekliliği hastanın PSA değeri, ISUP Grade Group'u, klinik evresi ve diğer patolojik veriler kullanılarak hesaplanan lenf nodu metastazı riskine göre belirlenir.

Pelvik lenf nodu diseksiyonunun en önemli avantajlarından biri kanserin mikroskobik olarak lenf nodlarına yayılıp yayılmadığını daha doğru şekilde göstermesidir.

EAU kılavuzu, genişletilmiş pelvik lenf nodu diseksiyonunun sınırlı diseksiyona göre daha fazla lenf nodu çıkardığını ve daha doğru patolojik evreleme sağladığını belirtmektedir. Buna karşılık lenf nodu diseksiyonunun bütün hastalarda doğrudan sağkalımı artırdığı gösterilmiş değildir.

Bu nedenle “ne kadar çok lenf nodu alınırsa o kadar iyi” yaklaşımı da doğru değildir.

Lenf nodu diseksiyonu gerektiğinde doğru anatomik şablonla yapılmalı; gerekmeyen hastada ise operasyonun gereksiz yere genişletilmesinden kaçınılmalıdır.

Prostat Kanseri Ameliyatı Öncesinde Hangi Tetkikler Değerlendirilir?

Radikal prostatektomi öncesindeki değerlendirme yalnızca rutin kan tahlillerinden ibaret değildir.

Öncelikle kanserin biyolojik davranışının anlaşılması gerekir. Bunun için PSA düzeyi, prostat biyopsisi, Gleason skoru ve ISUP Grade Group, multiparametrik prostat MR'ı ve klinik evre birlikte değerlendirilir.

Orta veya yüksek riskli hastalarda kanserin prostat dışına veya lenf nodlarına yayılma ihtimali varsa PSMA PET/BT gibi ileri evreleme yöntemleri de gündeme gelebilir.

Bunun ardından ameliyatın fonksiyonel planlaması yapılmalıdır.

Hastanın ameliyat öncesi idrar kaçırması olup olmadığı, sertleşme fonksiyonu, daha önce prostat veya mesane boynu ameliyatı geçirip geçirmediği ve prostat hacmi cerrahi planı etkileyebilir.

Bu değerlendirme özellikle ameliyat sonrası hastaya gerçekçi idrar kontrolü ve cinsel fonksiyon beklentileri anlatılabilmesi açısından önemlidir.

Prostat Kanseri Ameliyatından Sonra Patoloji Neden Çok Önemlidir?

Radikal prostatektomiden sonra çıkarılan prostat, seminal veziküller ve varsa lenf nodları patoloji laboratuvarında ayrıntılı olarak incelenir.

Ameliyat öncesindeki MR ve biyopsi bize kanser hakkında güçlü bilgiler verir ancak nihai patolojik evre ancak çıkarılan dokunun tamamı incelendiğinde belirlenebilir.

Patoloji raporunda ISUP Grade Group, patolojik tümör evresi, prostat kapsülünün dışına yayılım, seminal vezikül tutulumu, cerrahi sınırlar ve çıkarılmışsa lenf nodlarının durumu değerlendirilir.

EAU güncel kılavuzları radikal prostatektomi patoloji raporunda histolojik tip, Gleason/ISUP derecesi ve patolojik TNM evresinin temel prognostik unsurlar arasında bulunduğunu belirtmektedir.

Bu bilgiler ameliyat sonrasında yalnızca PSA takibinin yeterli olup olmayacağını veya radyoterapi/hormonal tedavi gibi ek tedavilerin tartışılması gerekip gerekmediğini belirler.

Bu nedenle prostat kanseri tedavisi ameliyat bittiğinde sona ermez.

Prostat Kanseri Ameliyatı Sonrası PSA Kaç Olmalıdır?

Radikal prostatektomide prostat bezinin tamamı çıkarıldığı için ameliyattan sonra PSA'nın ölçülemeyecek kadar düşük seviyelere inmesi beklenir. EAU 2026 prostat kanseri takip kılavuzuna göre PSA'nın radikal prostatektomiden yaklaşık iki ay sonra ölçülemez düzeye gelmesi beklenmektedir. Ancak burada sık yapılan bir hata, herkese tek bir ultrasensitif PSA değeri üzerinden “kanser var” veya “kanser yok” demektir.

Ultrasensitif PSA testleri çok düşük değerleri gösterebilir ve EAU rutin takipte bu ölçümlerin yorumunun hâlâ tartışmalı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca radikal prostatektomi sonrası klinik olarak anlamlı nüksü tanımlayan tek bir kusursuz PSA eşiği yoktur.

Bu nedenle PSA sonucu;

ameliyat sonrası patoloji, cerrahi sınır, ISUP Grade Group, lenf nodu durumu, önceki PSA sonuçları ve PSA'nın zaman içerisindeki değişimiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Tek bir çok düşük PSA sonucu üzerinden acele tedavi kararı verilmemelidir.

Prostat Kanseri Ameliyatından Sonra PSA Takibi Nasıl Yapılır?

PSA takibi radikal prostatektomi sonrası izlemin temelidir.

EAU'ya göre PSA genellikle ilk üç yıl boyunca yaklaşık altı aylık aralıklarla ve sonrasında yıllık olarak takip edilir; ancak takip sıklığı hastanın risk özelliklerine göre kişiselleştirilebilir.

PSA'nın yükselmeye başlaması her hastada aynı biyolojik anlamı taşımaz.

Ameliyattan kısa süre sonra ölçülebilir kalması ile yıllarca ölçülemeyen düzeyde seyrettikten sonra yavaşça yükselmesi aynı durum değildir.

Bu nedenle olası biyokimyasal nüks değerlendirilirken PSA'nın yalnızca değeri değil, ne zaman yükseldiği ve ne hızla arttığı da önem taşır.

Prostat Kanseri Ameliyatından Sonra Kanser Tekrarlar mı?

Radikal prostatektomi lokalize prostat kanserinde küratif amaçla uygulanan bir tedavidir ancak hiçbir cerrahi prostat kanserinin tekrar etmeyeceğini garanti edemez.

Nüks riski tümörün biyolojik özelliklerine bağlıdır.

Yüksek ISUP Grade Group, prostat kapsülü dışına yayılım, seminal vezikül tutulumu, pozitif cerrahi sınır, lenf nodu metastazı ve agresif patolojik özellikler nüks riskini etkileyebilir.

Bu nedenle prostat kanseri ameliyatının “başarısı” yalnızca hastanın ameliyattan sorunsuz çıkması değildir.

Asıl onkolojik başarı uzun dönem PSA kontrolü ve hastalığın klinik olarak ilerlememesidir.

Ameliyat sonrasında PSA yükselmesi gelişen uygun hastalarda erken kurtarma radyoterapisi (salvage radyoterapi) veya hastanın riskine göre başka sistemik tedaviler değerlendirilebilir.

Prostat Kanseri Ameliyatı Sonrası İdrar Kaçırma Olur mu?

Radikal prostatektomiden hemen sonra idrar kontrolünün ameliyat öncesindeki düzeyde olması her hastada beklenmez.

Prostat çıkarıldığında idrar tutma mekanizmasının anatomisi değişir. Kateter çıkarıldıktan sonra özellikle ilk haftalarda veya aylarda öksürme, ayağa kalkma veya fiziksel aktivite sırasında idrar kaçağı görülebilir.

İdrar kontrolünün geri kazanılma hızı hastanın yaşı, ameliyat öncesi kontinans durumu, üretral anatomi, prostat büyüklüğü ve cerrahi faktörlere göre değişebilir.

AUA/GURS/SUFU kılavuzu radikal prostatektomi sonrasında pelvik taban kas egzersizlerinin veya pelvik taban kas eğitiminin erken dönemde sunulmasını önermektedir. Bu egzersizler özellikle kateter çıkarıldıktan sonra kontinansın daha erken geri kazanılmasına yardımcı olabilir.

Bu nedenle ameliyat sonrası idrar kontrolü “bekleyelim, kendiliğinden geçer” yaklaşımıyla değil; gerektiğinde pelvik taban rehabilitasyonu ile aktif olarak yönetilmelidir.

Prostat Kanseri Ameliyatı Sonrası Sertleşme Sorunu Olur mu?

Radikal prostatektomi sonrasında erektil fonksiyonun korunması hastadan hastaya önemli ölçüde değişir.

En önemli belirleyicilerden biri ameliyat öncesinde ereksiyon fonksiyonunun ne kadar iyi olduğudur.

Yaş, diyabet, damar hastalıkları, sigara kullanımı, ameliyat öncesi ereksiyon kalitesi, kanserin konumu ve operasyon sırasında bir veya iki nörovasküler demetin korunabilmesi iyileşme ihtimalini etkiler.

Sinir koruyucu cerrahi uygulanmış olsa bile ereksiyonların ameliyattan hemen sonra eski düzeye dönmesi beklenmez.

Sinirlerin fonksiyonel toparlanması aylar sürebilir ve bazı erkeklerde daha uzun bir rehabilitasyon dönemine ihtiyaç duyulabilir.

Bu süreçte hastanın özelliklerine göre PDE5 inhibitörleri, vakum cihazları, intrakavernöz enjeksiyon tedavileri veya diğer penil rehabilitasyon yöntemleri kullanılabilir.

Cerrahi öncesinde bu olasılıkların konuşulması, prostat kanseri ameliyatının yalnızca kanseri çıkarmaya değil, ameliyat sonrasındaki yaşam kalitesine de odaklanmasını sağlar.

Prostat Kanseri Ameliyatından Sonra Boşalma Olur mu?

Radikal prostatektomi sonrasında prostat ve seminal veziküller çıkarıldığı için orgazm sırasında dışarıya meni gelmez.

Buna kuru orgazm adı verilir.

Hasta orgazm hissini yaşayabilir ancak ejakülat oluşmaz.

Bu durum kalıcıdır.

Radikal prostatektomi sonrasında doğal yolla çocuk sahibi olma imkânı da ortadan kalkar. Bu nedenle ileride çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda ameliyattan önce sperm dondurma seçeneğinin konuşulması önemlidir.

Prostat Kanseri Ameliyatı Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürer?

İyileşme süresi kullanılan cerrahi yönteme, ameliyatın kapsamına, lenf nodu diseksiyonu yapılıp yapılmadığına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır.

Minimal invaziv cerrahi sonrasında hastalar çoğunlukla kısa sürede mobilize edilir.

Ancak “taburcu olmak” ile “tam iyileşmek” aynı şey değildir.

İlk haftalarda yara ve anastomoz iyileşirken ağır kaldırma ve yüksek efor gerektiren aktivitelerden kaçınılır. İdrar sondasının çıkarılma zamanı operasyonun özelliklerine ve cerrahın değerlendirmesine göre belirlenir.

İdrar kontrolünün iyileşmesi haftalar veya aylar sürebilir. Ereksiyon fonksiyonunun geri dönüşü ise daha uzun bir süreç olabilir.

Bu nedenle prostat kanseri ameliyatının iyileşme süreci üç farklı başlıkta değerlendirilmelidir: cerrahi yaranın iyileşmesi, idrar kontrolünün geri kazanılması ve cinsel fonksiyon rehabilitasyonu.

Prostat Kanseri Ameliyatı Riskli midir?

Radikal prostatektomi büyük bir ürolojik kanser ameliyatıdır ve tamamen risksiz değildir.

Kanama, enfeksiyon, anesteziyle ilişkili komplikasyonlar, damar veya bağırsak yaralanmaları, lenfosel, tromboembolik olaylar, mesane-üretra bağlantısıyla ilgili problemler, idrar kaçırma ve erektil disfonksiyon olası komplikasyonlar arasındadır.

Risklerin sıklığı hastanın genel durumu ve operasyonun özelliklerine göre değişir.

Bununla birlikte modern laparoskopik ve robot yardımlı cerrahi teknikleri perioperatif kan kaybının ve bazı komplikasyonların azaltılmasına yardımcı olabilir.

Ameliyatın güvenliğini değerlendirirken yalnızca “robotik mi?” sorusundan çok cerrahın radikal prostatektomi deneyimi ve operasyonun doğru hastaya uygulanması önem taşır.

Prostat Kanseri Ameliyatı mı, Radyoterapi mi?

Bu sorunun bütün hastalar için tek bir doğru cevabı yoktur.

Cerrahi ve radyoterapi lokalize prostat kanserinde küratif amaçla kullanılan iki temel tedavi yöntemidir.

Düşük riskli hastaların bir bölümünde ise ikisine de hemen ihtiyaç olmayabilir ve aktif izlem daha uygun olabilir.

AUA/ASTRO yaklaşımında uygun orta riskli hastalarda aktif izlem, radyoterapi ve radikal prostatektomi seçenekleri hastayla birlikte değerlendirilirken; olumsuz orta risk veya yüksek riskli hastalarda radikal prostatektomi ile radyoterapi ve hormonal tedavi önemli tedavi seçenekleridir. AUA, klinik olarak lokalize prostat kanseri kılavuzunu 2026 yılında da güncellenmiş kılavuzlar arasında listelemektedir.

Cerrahinin önemli avantajlarından biri prostatın ve gerektiğinde lenf nodlarının patolojik olarak tamamen incelenebilmesini sağlamasıdır.

Radyoterapi ise cerrahi gerektirmeyen küratif bir seçenek sunar.

Buna karşılık iki tedavinin idrar, bağırsak ve cinsel fonksiyonlar üzerindeki yan etki profilleri birbirinden farklıdır.

Bu nedenle “hangisi daha iyi?” yerine “bu hastanın kanseri ve öncelikleri için hangisi daha uygun?” sorusu sorulmalıdır.

Prostat Kanseri Ameliyatında Başarı Neye Göre Değerlendirilir?

Radikal prostatektomide tek bir “başarı oranı” vermek doğru değildir.

Cerrahi başarı birkaç farklı sonuç üzerinden değerlendirilir.

Birincisi onkolojik sonuçtur: tümörün çıkarılması, cerrahi sınırlar, patolojik evre ve uzun dönem PSA kontrolü.

İkincisi üriner fonksiyondur: hastanın zaman içerisinde idrar kontrolünü ne ölçüde geri kazandığı.

Üçüncüsü cinsel fonksiyondur: uygun hastada sinirlerin korunması ve ereksiyon fonksiyonunun iyileşmesi.

Dördüncüsü ise ameliyatın komplikasyonsuz tamamlanması ve hastanın normal yaşamına güvenli şekilde dönebilmesidir.

Bu sonuçlar tümörün evresi, hastanın yaşı, ameliyat öncesi fonksiyonları ve cerrahinin kapsamına göre değiştiği için herkese tek bir yüzde verilmesi yanıltıcı olabilir.

Ankara'da Prostat Kanseri Ameliyatı İçin Neden Ayrıntılı Cerrahi Planlama Önemlidir?

Ankara'da prostat kanseri ameliyatı araştıran hastaların önemli bir kısmı tanısını farklı bir merkezde PSA, prostat MR'ı veya biyopsi sonrasında almış olabilir.

Bu durumda ameliyat planlamasının ilk basamağı tetkikleri yalnızca kabul etmek değil, birbirleriyle uyumlu olup olmadıklarını yeniden değerlendirmektir.

Biyopsinin risk sınıfı ile MR'daki tümör yerleşimi, PSA yoğunluğu ve gerekli durumlarda PSMA PET/BT bulguları cerrahi planı doğrudan etkileyebilir.

Örneğin MR'da nörovasküler demete komşu tümör bulunan bir hastada sinir koruma planıyla, prostat içerisinde sınırlı ve sinirlerden uzak lezyonu bulunan bir hastanın planı aynı olmayabilir.

Benzer şekilde lenf nodu diseksiyonu gerektiren yüksek riskli bir hasta ile düşük lenf nodu riski bulunan bir hastanın ameliyat kapsamı da farklıdır.

Bu nedenle Ankara'da radikal prostatektomi planlanırken amaç yalnızca prostatı çıkarmak değil; kanser kontrolünü, idrar kontrolünü ve cinsel fonksiyonları aynı cerrahi plan içerisinde mümkün olduğunca birlikte değerlendirmektir.

Op. Dr. Emrah Topbaş ile Ankara'da Prostat Kanseri Cerrahisi Değerlendirmesi

Op. Dr. Emrah Topbaş, Ankara Çankaya'da üroloji alanında hizmet vermekte ve prostat hastalıkları ile prostat kanseri cerrahisini çalışma alanları arasında değerlendirmektedir.

Prostat kanseri tanısı bulunan hastalarda cerrahi karar yalnızca PSA veya biyopsi raporuna göre verilmemelidir. Mevcut prostat MR'ı, biyopsi patolojisi, PSA seyri, gerekli görüntüleme tetkikleri, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, ameliyat öncesi idrar kontrolü ve cinsel fonksiyonları birlikte değerlendirilmelidir.

Cerrahi uygun görüldüğünde ameliyatın kapsamı; sinir koruyucu cerrahinin mümkün olup olmadığı, pelvik lenf nodu diseksiyonu gerekip gerekmediği ve hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon ihtiyaçları dikkate alınarak kişiye özel planlanır.

Prostat kanseri cerrahisinde temel hedef yalnızca tümörü çıkarmak değildir.

Doğru hastaya doğru zamanda cerrahi uygulamak, kanseri onkolojik prensiplere uygun şekilde tedavi ederken hastanın ameliyat sonrası idrar kontrolü ve cinsel yaşamını da mümkün olduğunca korumaya çalışmaktır.

Prostat Kanseri Ameliyatı Ankara Hakkında Sık Sorulan Sorular

Prostat kanserinde herkes ameliyat olmak zorunda mı?

Hayır. Özellikle düşük riskli prostat kanserlerinin önemli bir bölümünde aktif izlem uygulanabilir. Cerrahi gerekliliği kanserin risk grubu, hastanın yaşam beklentisi ve kişisel özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Prostat kanseri ameliyatında prostatın tamamı mı alınır?

Evet. Radikal prostatektomide prostat bezinin tamamı ve genellikle seminal veziküller çıkarılır. Bu işlem iyi huylu prostat büyümesi için yapılan HoLEP veya TUR-P'den farklıdır.

Robotik ameliyat mutlaka daha mı başarılıdır?

Hayır. Robotik cerrahinin kan kaybı ve bazı perioperatif sonuçlarda avantajları olabilir ancak kanser kontrolü, idrar tutma ve cinsel fonksiyon açısından sonuçlar yalnızca robot kullanılıp kullanılmadığına bağlı değildir. Cerrahın deneyimi ve tümörün özellikleri önemlidir.

Prostat kanseri ameliyatında sinirler korunabilir mi?

Tümörün sinirlere yakınlığı ve prostat dışına yayılım riski uygunsa bir veya iki tarafta sinir koruyucu cerrahi yapılabilir. Ancak kanser kontrolünü tehlikeye sokacaksa sinir korumak uygun değildir.

Prostat kanseri ameliyatından sonra PSA sıfır olur mu?

Prostat tamamen çıkarıldıktan sonra PSA'nın ölçülemeyecek düzeye inmesi beklenir. EAU, PSA'nın yaklaşık iki ay içerisinde ölçülemez hale gelmesini beklemektedir. Çok düşük ultrasensitif PSA değerlerinin yorumu ise patoloji ve PSA seyriyle birlikte yapılmalıdır.

Prostat kanseri ameliyatından sonra idrar kaçırma kalıcı mı?

Çoğu hastada erken dönemde görülen idrar kaçırma zaman içerisinde azalabilir. İyileşme hızı kişiden kişiye değişir. Pelvik taban kas eğitimi özellikle erken kontinans kazanımına yardımcı olabilir.

Prostat ameliyatından sonra sertleşme geri gelir mi?

Uygun hastalarda geri dönebilir ancak garanti edilemez. Yaş, ameliyat öncesi ereksiyon kalitesi, damar sağlığı ve sinirlerin korunabilmesi sonucu etkiler. İyileşme aylar veya daha uzun sürebilir.

Prostat tamamen alınınca cinsel istek biter mi?

Hayır. Testosteron üretimi testislerde devam eder. Ancak radikal prostatektomiden sonra meni çıkışı olmaz ve ereksiyon fonksiyonunda değişiklik gelişebilir.

Prostat kanseri ameliyatından sonra çocuk sahibi olunur mu?

Radikal prostatektomi sonrasında doğal yolla çocuk sahibi olunamaz. Gelecekte çocuk sahibi olmayı düşünen hastalarda ameliyat öncesinde sperm dondurma seçeneği değerlendirilmelidir.

Ameliyat sonrası kanser tekrar edebilir mi?

Evet. Nüks ihtimali kanserin patolojik özelliklerine göre değişir. Bu nedenle ameliyattan sonra uzun dönem PSA takibi gereklidir.

Ankara'da prostat kanseri ameliyatı için hangi tetkikleri getirmeliyim?

Daha önce yapılmış PSA sonuçları, prostat MR'ı, MR görüntülerinin kendisi, biyopsi patoloji raporu ve varsa biyopsi preparatları/blokları, PSMA PET/BT veya diğer görüntüleme sonuçları değerlendirmeyi kolaylaştırır. Tedavi kararı bu verilerin birlikte değerlendirilmesiyle verilir.

Güncelleme Tarihi: 17.09.2026
Op. Dr. Emrah Topbaş
Editör
Op. Dr. Emrah Topbaş
Üroloji Uzmanı Ankara, Türkiye
*Bu içerik, 12.11.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uygun olarak hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler genel bilgilendirme niteliğinde olup, yönlendirme veya tedavi önerisi niteliği taşımaz. Cerrahi ve girişimsel işlemler dâhil olmak üzere tüm tıbbi işlemlerin sonuçları kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Tanı ve tedaviye yönelik işlemler için mutlaka hekime başvurulmalı ve bireysel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
google
Hasta Yorumları

Hasta memnuniyetini öncelik edinen, güvenilir yaklaşımı ve başarılı tedavileriyle öne çıkan bir üroloji uzmanıdır.

google
Üroloji Uzmanı Ankara
Hakkımda Hakkımdaİletişim İletişimWhatsapp Whatsapp
Op. Dr. Emrah TopbaşOp. Dr. Emrah TopbaşÜroloji Uzmanı
+90312 911 3169
+90540 911 3169